Geleceğin Duygusal Arayüzlerini Tasarlamak

web tasarım Geleceğin Duygusal Arayüzlerini Tasarlamak

İnsanlar söylediklerinizi unutur, insanlar yaptıklarınızı unutur ama insanlar, onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmaz. -Maya Angelou

Günümüzde, sahip olmak istediğimiz bir ürünü düşündüğümüzde önümüze onlarca seçenek çıkıyor fakat bu karar verme sürecinde önemli bir role sahip tek bir şey var: İnsanlar duygularıyla hareket eden canlılardır. Ürünleri yalnızca sağladıkları faydalara göre değil, aynı zamanda bizde uyandırdıkları duygulara göre de tercih ediyoruz. Yalnızca problemlerimizi çözen boş bir üründen ziyade, içimizde bir miktar heyecan uyandıran ürünleri seçiyoruz.

Duygusal web tasarımları üzerine yazılmış onlarca makale var. Bunların bir çoğu güzel metinleri, görselleri, animasyonları ve görsel efektleri nasıl tasarlamamız gerektiğinden bahsediyor. Peki çığır açıcı bir tasarım için hangi yaklaşımları takip etmemiz gerekiyor? Geleceğin arayüzleri hangi özellikleri içeriyor?

Geleceğin Duygusal Arayüzleri

web tasarımı ve kullanıcı

İnsanlar kullandıkları ürünlerle aralarında bir bağ kurarlar. Bir kullanıcının hissettiği şeyler (hem pozitif hem de negatif olarak), ürünü kullanmayı bıraksa bile kullanıcının peşini bırakmaz.

Pozitif duygular uyandıran web tasarımları, kullanıcılarınızla aranızdaki bağı güçlendirebilir. Eğer insanları pozitif duygularla ödüllendiriyorsanız, insanlar tasarımınızdaki küçük hataları görmezden geleceklerdir.

Web tasarımcıları, duyguları yönetebilmek için dört temel faktörü göz önünde bulundurmalılar:

  1. İnsan bilinci - İnsanların bilgileri öğrenme ve karar verme süreçleri.
  2. İnsan psikolojisi - Renkler, sesler, müzik vb etkenlerin insan duyguları üzerindeki etkileri.
  3. Kültür
  4. Bağlamsal faktörler- Kullanıcının, belirli bir ürünü kullanma sürecinde hissettiği şeyler. Örneğin, bir kullanıcı bilet makinesinden bir bilet almak isterse, işlemini mümkün olan en kısa sürede tamamlamak ister. Yani makinenin kullanıcı arayüzü, kullanıcının taleplerine mümkün olan en kısa sürede tepki vermek için tasarlanmalıdır.

Bu alanlara odaklanarak, insanların dünyaya bakış açılarını değiştirebilecek deneyimler yaratmak mümkün. Peki bu faktörler web tasarımlarında nasıl işliyor?

Gerçek Gibi Hissettiren Ses Arayüzleri Tasarlamak

ses teknolojileri

Geleceğimiz; "ses arayüzleridir". Yapılan araştırmalar, 2019'da teknoloji etkileşimlerimizin %30'unun "konuşma" olacağını gösteriyor. Bugün bile birçoğumuz -alarm kurmak veya bir randevuyu kaydetmek gibi- günlük aktivitelerimiz için Amazon Echo ve Apple Siri gibi sistemleri kullanıyoruz. Fakat ses etkileşim sistemlerinin büyük bir çoğu sınırlı. Google Now veya Apple Siri gibi ürünlerle etkileşim kurduğumuzda, etkileşim kurduğumuz şeyin bir makine olduğunu hissedebiliyoruz. Böyle hissetmemizin sebebi büyük oranda sistemin cevaplarının tahmin edilebilir olması. Bu şekilde, böyle bir sistemle anlamlı bir diyalog kurmamız da mümkün olmuyor.

Tabii şu an pazarda bunlardan tamamen farklı birkaç sistem bulabiliyoruz. Bunlardan biri Microsoft tarafından geliştirilmiş yapay zeka sistemi Xiaoice. İnsanlar Xiaoice ile etkileşim kurduğunda, gerçek bir insanla sohbet ediyormuş hissine kapılıyorlar. Hatta bazı kullanıcılar bu sistemi "arkadaşım" olarak tanımlıyor.

Xiaoice'in tek sınırı "metin odaklı" bir sohbet olması ama bu sistemi ses temelli bir sisteme uyarlamak mümkün. Ses; birçok farklı duyguyu yansıtabilir. Eğer baş karakterin, karmaşık bir işletim sistemi olan Samantha'ya aşık olduğu Her filmini hatırlıyorsanız sesin gücünü açıklamak çok daha kolay olacaktır. Filmde, baş karakter Samantha'nın dış görünüşü hakkında bir bilgiye sahip değildi, yalnızca sesini duyuyordu.

Ses ve tonlama ile istenilen duyguyu yansıtmak mümkündür. Bu teknoloji hayatımıza girerse, günlük aktivitelerimiz daha az mekanik ve daha eğlenceli bir hal alabilir.

Arttırılmış Gerçekliğin (AR) Evrimi

web tasarımlarında AR

Arttırılmış gerçeklik (agumented reality-AR); gerçek dünya üzerinde dijital bir örtü olarak tanımlanıyor. Arttırılmış gerçekliğin güzel yanı, var olan envanterinizin üzerine ekstra bilgi katmanı sunuyor olması. AR, çevremizdeki objeleri interaktif dijital deneyimlere dönüştürüyor ve bu cisimler çok daha akıllı hale geliyor. Kullanıcıların parmaklarının ucunda "somut bir obje" illüzyonu olduğu gerçeği, kullanıcı ile ürün/içerik arasında çok daha derin bir bağlantı kurulmasını sağlıyor.

Arttırılmış gerçeklik üzerine yapılan 90'lardaki çalışmalar çoğunlukla teknoloji üzerine odaklanmıştı. Tasarımcılar bile, arttırılmış gerçeklik teknolojisinin neler yapabildiğini göstermek istiyordu ama bu durum artık değişti. Arttırılmış gerçeklik artık "teknoloji amaçlı" bir teknoloji değil. Pokemon Go'nun başarısı, arttırılmış gerçekliğin, insanların etkileşim kurmaktan gerçekten keyif alabileceği deneyimler tasarlanabileceği gerçeğini kanıtladı. Bu sayede tasarımcılar, içeriğe ve insan deneyimine yoğunlaşmaya başladılar.

Arttırılmış gerçeklik, eğlence odaklı kullanımından çıkıp, problem çözme konusunda harikalar yaratabilir.

Online Alışveriş Deneyimini Geliştirmek

e-ticaret siteleri

Bugün bile, tüketicilerin %61'i arttırılmış gerçeklik seçeneği sunan web tasarımlarını kullanmayı tercih ediyorlar. Araştırmalar, arttırılmış gerçeklik kullanılarak satın alınan en popüler ürünlerin; mobilya, kıyafet, yiyecek ve ayakkabı olduğunu gösteriyor. İnsanlar arttırılmış gerçekliği seviyor, çünkü bu teknoloji, kullanıcılara ürünleri detaylı biçimde görme imkanı sunuyor ve alışveriş deneyimini daha eğlenceli hale getiriyor.

Deneyimde Yeni Bir Seviye

mobil tasarım

Arttırılmış gerçeklik, gelişmiş bir dünya görmemize yardımcı oluyor. Bu, örneğin uçuş deneyimlerimize yeni bir boyut kazandırabilir veya var olan konumunuzla ilgili zengin içeriksel bilgiler verebilir. SLAM olarak adlandırılan teknoloji, bizlere gerçek zamanlı çevre haritalaması seçeneği sunuyor. Bu teknoloji Google'ın sürücüsüz arabalarında kullanılıyor ama aynı zamanda çevremizde multimedya içeriklerini görüntülemek için arttırılmış gerçeklik deneyimlerine de uyarlanabilir.

Günümüzde arttırılmış gerçeklik deneyimleri tasarlamak çok daha kolay bir hale geldi. ARKit ve ARCore gibi arttırılmış gerçeklikler, karmaşık bilgisayar algoritmalarını herkesin kullanabileceği hale getirebiliyor.

Teknolojiden bahsedecek olursak, en muazzam arttırılmış gerçeklik deneyimleri; mobil temelli arttırılmış gerçekliklerdir. Mobil temelli arttırılmış gerçekliklerin bu kadar güçlü olmasının sebebi, insan popülasyonunun %95'inin akıllı telefon sahibi olmasıdır. Aynı zamanda mobil cihazlardaki arttırılmış gerçeklik deneyimlerinin 2 doğal sınırı bulunuyor:

  1. Görüş alanı (Arttırılmış gerçeklik hala mobil cihazlarımızın fiziksel alanlarıyla kısıtlı)
  2. Giriş (Uygulamalar ve web tasarımlarıyla etkileşim kurabilmek için hala dokunmatik eylemlere ihtiyacımız var)

Gözlük teknolojileriyle daha gelişmiş deneyimler yaratmak mümkün. Bir arttırılmış gerçeklik deneyimi yaşamak için mobil cihazınıza ihtiyacınızın olmadığını düşünün.

"AR Gözlüğü (AR Glass)" terimini duyduğunuz zaman, aklımıza ilk olarak Google Glass geliyor. Google Glass teknolojisi piyasaya sürüleli yaklaşık beş yıl oluyor ve bu teknoloji bize tek başına bir AR "başlığı" vaadi veriyor. Ne yazık ki bu ürünün ilk versiyonu mağazalara erişemedi. Google Glass'ın pazarda başarısız olduğu gerçeği birçok farklı tartışmaya yol açtı.

Birçok insan bu teknolojinin "aptalca" olduğunu düşündü fakat bildiğimiz üzere, çığır açan tasarımların bir çoğu başlarda "aptalcaydı".

Teknolojinin değişimi lineer bir süreçten çok dalgalanmalara benziyor. Her yeni dalga, teknoloji ile ilgili düşündüklerimizi değiştiriyor.

Bir buluşa giden yol, kimsenin yapmadığı bir şeyi yapmakla başlıyor. İnsanların gerçekten seveceği bir ürüne giden formüle ulaşmak için deneylere ihtiyacımız var. Microsoft'un gürültülü tanıtımlarının yapıldığı dönem insanlar dokunmatik teknolojisinin saçma olduğunu düşünüyorlardı. Daha sonra Apple, şu an kullandığımız dokunmatik ekranları hayatımıza soktu. Ürünler doğru tasarlandığı zaman teknoloji, insanların bakış açısını değiştirebiliyor.

Arttırılmış Gerçeklikten Sanal Gerçekliğe (Virtual Reality-VR)

sanal gerçeklik

Arttırılmış gerçeklik doğal olarak insanlarla sanal dünya arasına bir sınır koyuyor. Bu sınır da kullanıcılara arttırılmış gerçekliğin "gerçek" olmadığı hissini veriyor.

Arttırılmış gerçekliğin sınırlarını kaldıran şeyi hepimiz biliyoruz: Sanal gerçeklik (VR). Sanal gerçeklik sayesinde ciddi anlamda "gerçek" bir deneyim yaşamamız mümkün hale geldi. Bu deneyim, sanal dünya ile gerçek dünya arasındaki perdeyi kaldırmamıza yardımcı oluyor.

Sanal gerçeklik yakında günlük aktivitelerimizi de kökünden değiştirecek. Web tasarımlarını sanal gerçeklik ile buluşturduğumuzu hayal edin. Örneğin bir e-ticaret sitesinde, mağazada gezinir gibi gezinebilir, dilediğimiz ürünü her açıdan inceleyerek satın alabiliriz.

Sanal gerçeklik ile tasarımcılar bazı önemli sorulara cevap bulmak zorunda kalacaklar:

  • Web tasarımlarına yüklenecek ürünleri dijital boyutlarda tasarlamak. Tabii ki şu an için sanal gerçeklik tam anlamıyla hayatımıza girmiş değil. Hala insanların sanal dünya ile nasıl etkileşim kurmak istediklerini bilmiyoruz.
  • İçerik ve kullanıcı arayüzü arasındaki perdeyi kaldırma etiği. "İçerik ve kullanıcı arayüzü arasındaki çizgi nerede başlayıp, nerede bitmeli?"
  • Sanal gerçeklik bağımlılığının yükselişi. Günümüzde akıllı telefon bağımlılığı ciddi boyutlara ulaşmış durumda. İnsanlar telefonlarıyla kurdukları bağlantı yüzünden kendilerini çevreleyen dünyayı göremiyorlar. Sanal gerçeklik ile bu bağımlılık çok farklı boyutlar alabilir. İnsanlar, sanal gerçeklik teknolojisinin sunduğu güçlü duygu ile yepyeni bir deneyim arayışına girecekler. Bunun bir sonucu olarak da, kullanıcılar gerçekleri geride bırakıp, sanal dünyada daha derinlere gitmek isteyecekler.

 

Tarih: 2018-12-21 22:37 - 9 ay 4 gün önce

Keywords Meta Tagı 2009 Yılından Beri Google İçin Geçersiz

Keywords Meta Tagı 2009 Yılından Beri Google İçin Geçersiz

Web Tasarımlarında Yaratıcılık

Web Tasarımlarında Yaratıcılık